2008-2010 & Tüm Haklar Saklıdır. Görsel Tasarım: Medya Eregli - Yazılım: MY Design
|
Karakter boyutu :
1606' dogdugu, 1679'da ya da 1689'da öldügü sanilmaktadir. Yasami üstüne kesin bilgi yoktur. Bugüne degin yapilan inceleme ve arastirmalara göre 17.yy'da yasamistir.
Nereli oldugu üstüne degisik görüsler öne sürülmüstür. Osmaniye ili Düziçi ilçesinin Farsak köyünde dogdugdugu agirlik kazanmistir.Karacaoglaninda bu yöre hakkinda siirlerinde çogukez yer vermistir. Bir baska söylentiye göre Kozan'a bagli Feke ilçesinin Gökçe köyündendir. Bati Anadolu'da yasayan Karakeçili asireti onu kendinden sayar. Mersin'in Silifke, Mut, Gülnar ilçelerinin köylerinde, o yöreden oldugu ileri sürülür. Bir menkibeye göre de Belgradli oldugu söylenir. Bu kaynaklardan ve siirlerinden edinilen bilgilerden çikarilan, onun Çukurova'da dogup, yörenin Türkmen asiretleri arasinda yasadigidir. Adi bazi kaynaklarda Simayil, kendi siirlerinden bazisinda ise Halil ve Hasan olarak geçer. Aksehirli Hoca Hamdi Efendi'nin anilarina göre Karacaoglan yetim büyüdü. Çirkin bir kizla evlendirilmek, babasi gibi ömür boyu askere alinmak korkusu ve o siralarda Çukurova'da derebeyi olan Kazanogullari ile arasinin açilmasi sonucu genç yasta gurbete çikti. Iki kiz kardesini de yaninda götürdügünü, Bursa'ya, hatta Istanbul'a gittigini belirten siirleri vardir. Yine bu siirlerinden anlasildigina göre, Bursa'da ev bark sahibi oldu, evlat acisi gördü. Anadolu'nun çesitli illerini gezdigi, Rumeli'ye geçtigi, Misir ve Trablus'a gittigi de saniliyor. Yasaminin büyük bir bölümünü Çukurova, Maras, Gaziantep yörelerinde geçirdi. Dogum yeri gibi, ölüm yeri de kesin olarak bilinmemektedir. Siirlerinden, çok uzun yasadigi anlasilmaktadir. Hoca Hamdi Efendi'nin anilarina göre Maras'taki Cezel Yaylasi'nda doksan alti yasinda ölmüstür. En son bulgulara göre ise mezarinin Içel'in Mut ilçesinin Çukur köyündeki Karacaoglan Tepesi denilen yerde oldugu sanilmaktadir. Karacaoglan Osmanli Devleti'nin iktisadi bunalimlar ve iç karisikliklar içinde bulundugu bir çagda yasamistir. Siirinin kaynagini, dogup büyüdügü göçebe toplumunun gelenekleri ve içinde yasadigi, yurt edindigi doga olusturur. Güneydogu Anadolu, Çukurova, Toroslar ve Gavurdaglari yörelerinde yasayan Türkmen asiretlerinin yasayis, duyus ve düsünüs özellikleri, onun kisiligi ile birleserek âsik edebiyatina yepyeni bir söyleyis getirir. Anadolu halkinin 17.yy'da çektigi acilar, göçebe yasantisinin yokluklari, çileleri, çaresizlikleri, siirinde yer almaz. Siirlerindeki insana dönüklügünün özünde belirgin olan tema doga ve asktir. Ayrilik, gurbet, sila özlemi, ölüm ise siirinin bu bütünselligi içinde beliren baska temalardir. Duygulanislarini gerçekçi biçimde dile getirir. Düsündüklerini açik, anlasilir bir dille ortaya koyar. Aci, ayrilik, ölüm temalarini isledigi siirlerinde de bu özelligi göze çarpar. Düsten çok gerçege yaslanir. Çikis noktasi yasanmisliktir. Ona göre, kisi yasadigi sürece yasamdan alabileceklerini almali, gönlünü diledigince eglendirmelidir. Yasama sevincinin kaynagi güzele, sevgiliye ve dogaya olan tutkunlugudur. Güzelleri, yigitleri över, dert ortagi bildigi daglara seslenir. Lirik söyleyisinin özünde, halkinin duyus ve düsünüs özellikleri görülür. Göçebe yasaminin vazgeçilmez bir parçasi olan doga, onun sirinin baslica temalarindan biridir. Yasadigi, gezip gördügü yörelerin dogasini görkemli bir biçimde dile getirir. Dost, kardes bildigi, sevgilisiyle es gördügü, iç içe yasadigi bu doga, onun için sadece bir mekan olmaktan ötedir. Siirinin baska önemli bir temasi olan askin varolusu, dogadaki benzetmelerle güzellesir. Onunla yasanan sevinç, onun getirdigi aci doga ile paylasilir. Sevgili, siirinde doganin ayrilmaz bir parçasidir. Siirlerinde yer yer sila özlemi ve ölüm temasina da rastlanir. Sevdiginden, ilinden, obasindan ayri düsüsü özlemle dile getirir, yakinir. Ölüm de, ayrilik ve yoksullukla es tuttugu bir derttir. Doga temasinin yani sira sirinin asil odak noktasini olusturan ask/sevgili kavramini, âsik siirinin geleneksel kaliplari disinda bir söyleyisle ele alir. Onun için sevgili, düslenen, bin bir hayal ile var edilen, ulasilmazligin umutsuzluguyla adina türküler yakilan bir varlik degildir; doga ve insan iliskileri içindedir. Onu, yasamdan ve bu iliskilerden soyutlamadan verir. Ilk kez onun siirinde sevgililerin adlari söylenir: Elif, Ansa, Zeynep, Hürü, Döndü, Döne, Esma, Emine, Hatice... Karacaoglan bunlarin kimine bir pinar basinda su doldururken, kimine helkeleri omuzunda suya giderken, kimine de yayik yayip hali dokurken görüp vurulmustur. Gönlü bir güzel ile eylenmez, bir kisiye baglanmaz. Uçarilik, onun duygu dünyasinin siirsel söyleyisine yansiyan en belirgin yanidir. Erotizm, siirine sevmek ve sevismek olgusuyla yansir. Kanli-canli sevgili, cinsellik motifleriyle daha da belirginlesir, siirinde etkileyici bir biçimde yer eder. Onun sevgiye ve kadina bakis açisi, âsik siirine yenilik getirir ve bu gelenek içinde etkileyici bir özellik tasir. Tanri kavrami ve din temasi siirinde önemlice bir yer tutmasa bile, bu konudaki yaklasimiyla da kendi siir gelenegine yine degisik bir bakis açisi getirmis ve sonraki kusaklar üzerinde etkileyici yönlendirici olmustur. Karacaoglan yasadigi çagda yetismis baska saz sairlerinin tersine, dil ve ölçü bakimindan Divan Edebiyati'nin etkisinden uzak kalmistir. Güneydogu Anadolu insaninin o çagdaki günlük konusma diliyle yazmistir. Kullandigi Arapça ve Farsça sözcüklerin sayisi azdir. Yöresel sözcükleri ise yogun bir biçimde kullanir. Deyimler ve benzetmelerle halk siirinde kendine özgü bir siir evreni kurmustur. Bu da onun siirine ayri bir renk katar. Bu sözcüklerin bir çogunu halk dilinde yasayan biçimiyle, söylenislerini bozarak ya da anlamlarini degistirerek kullanir. Karacaoglan, halk siirinin geleneksel yarim uyak düzenini ve yer yer de redifi kullanmistir. Hece ölçüsünün 11'li (6+5) ve 8'li (4+4) kaliplariyla yazmistir. Bazi siirlerinde ölçü uygunlugunu saglamak için hece düsmelerine basvurdugu da görülür. Mecaz ve mazmûnlara çokca basvurmasi, söyleyisini etkili kilan önemli ögelerdir. Siirsel söyleyisinin önemli bir özelligi de, halk siiri türü olan mani söylemeye yakin olusudur. Kosmalar, semailer, varsagilar ve türküler siirleri arasinda önemlice yer tutar. Bunlarin her birinde açik, anlasilir bir biçimde, içli ve özlü bir söyleyis birligi kurmustur. Pir Sultan Abdal, Âsik Garip, Köroglu, Öksüz Dede, Kul Mehmet'ten etkilenmis, siirleriyle Âsik Ömer, Âsik Hasan, Âsik Ismail, Katibî, Kuloglu, Gevheri gibi çagdasi sairleri oldugu kadar 18.yy ve sairlerinden Dadaloglu, Gündeslioglu, Beyoglu, Deliboran'i, 19.yy sairlerinden de Bayburtlu Zihni, Dertli, Seyranî, Zileli Talibî, Ruhsatî, Sem'î ve Yesilabdal'i etkilemistir. Daha sonra da gerek Mesrutiyet, gerek Cumhuriyet dönemlerinde, halk edebiyati geleneginden yararlanan sairlerden R.T. Bölükbasi, F.N. Çamlibel, K.B. Çaglar, A.K. Tecer ve C. Külebi, Karacaoglan'dan esinlenmislerdir. Siirleri 1920'den beri arastirilan, derlenip yayimlanan Karacaoglan'in bugüne degin, yazili kaynaklara bes yüzün üzerinde siiri geçmistir... Bu haber 5724 defa okunmuştur.
|
ALPER EMLAK![]() FOTO GALERİ
SON YORUMLANANLAR
SİTE ANKET | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||